3 Ekim 2017 Salı

Yerli ve Yabancı Süt Sığır Irkları - HOLSTEİN SIĞIR IRKI (SİYAH ALACA




Görünüm Özellikleri:

Renkleri Siyah – Beyaz, Kırmızı – Beyaz’dır.
Siyah ve beyaz kısımların oranı hayvandan hayvana büyük değişiklik gösterir.
Erkek de dişide boynuza sahiptir.
                  

Verim özellikleri

Hem et hem de süt yönlü beslenebilir. Ama daha çok süt verim yönü ile kabul görür.
Süt verimi bir laktasyon döneminde 5.000 ile 7.000 litredir. Fakat ıslah yapılmış ve üstün olanları ile yapılmış seçilimler sayesinde 10.000 litre süt verimine rahatlıkla ulaşabilir.
Cidago yüksekliği 140 ile 155 cm arasında değişmektedir.
İyi yemlemede günlük ağırlık artışı 800 ile 1.200 gr olabilmektedir.
Sütündeki yağ miktarı % 3 – 3.5 arasındadır.
Canlı ağırlığı 600 ile 1.000 kg arasında değişir.
Siyah-Alaca erkek buzağılar, hızlı gelişmeleri nedeniyle buzağı eti üretiminde kullanılırlar. Bu amaçla bir araya getirilen ve beslenen buzağılar, yaklaşık 14-16 haftalık yaşta 120-180 kg ağırlığa ulaştıklarında kasaba sevk edilirler.
Beside günlük canlı ağırlık artışı 1000-1400 g arasında değişen bu ırkın erkeklerini 12-15 aylık yaşta kesim ağırlığına ulaştırmak olasıdır.

AYRSHİRE SIĞIR IRKI (DUNLOP SIĞIRI)

(Resme Tıklayınız)



Görünüm Özellikleri

Kahverengi -beyaz lekeli renktedir. Melezlerinde siyah-beyaz renklerde görülmektedir.
Boynuz beyaz renkte, ucu siyah renkte ve geriye kıvrıktır.
Bacak boyu büyüklüğünde boynuzları olur. Bu durum bakımı zor olduğundan boynuzlar buzağı iken köreltilir.
Orta boyludur.
Ayak ve bacak yapısı sorunsuz yapıdadır.
Kolay adaptasyon sağlar ve bölgeye uyumludur.
Güçlü yapıya sahiptir.
Düzgün meme yapısına sahiptir.
Verim özellikleri

Cidago yüksekliği: Erkek: 140 cm; Dişi:132 cm
Süt verimi: 5800 Lt/ yıl
Yağ oranı: % 4.5
Canlı ağırlık: Erkek 850 Kg; Dişi:550 Kg
Melezlerinde süt verimi: 4700 Lt/ yıl
Melezlerinde yağ oranı: % 4.5

Süt Sığır Irkları - Guernsey Sığır Irkı



Guernsey sığır ırkı görünüm özellikleri

Rengi krem ve kahverengidir.
Düzgün meme yapısına sahiptir.
Uzun ömürlüdür.
Kolay doğum özelliğindedir.
Hastalıklara dayanıklı bir ırktır.
Merada otlama kabiliyeti çok iyidir.
Sütü yoğun yağlıdır.
Guernsey sığır ırkı verim özellikleri

Canlı ağırlık: Erkek: 600 -700 kg ; Dişi: 450 – 500 kg
Süt verimi: 6.300 – 6.650 Lt/Laktasyon
Yağ oranı: % 5
Protein oranı: % 3.7
Sütünde yüksek miktarda Beta Karoten içerir.
Diğer bazı ırklara göre kg başına %20 -30 daha az yem tüketir.

28 Şubat 2014 Cuma

TOPRAKSIZ TARIM PERLİT KULLANIMI FAYDALARI


  ÜRÜN KODUuzelper-nrluzelperfide
  TANE BOYUTU0 - 5 mm0 - 3 mm
  ANBALAJPolietilenPolietilen
TorbaTorba
       


    TOPRAKSIZ TARIM PERLİTİ
           Toprağın havalandırılmasında, çelik köklendirilmesinde, toprağın su tutma özelliğinin geliştirilmesinde, gübre yayılmasında yardımcı malzeme olarak, süs ve saksı topraklarının yapımında toprağın  fiziksel özelliğini arttırıcı substrat maddesi olarak  perlit kullanılmaktadır. 
           Tarımda Perlit Kullanımı 
* Perlit % 90'ın üzerindeki toplam gözenekliliği ve %60 dolayındaki havalanma gözenekliliği ile toprağın     havalanmasını sağlar, drenajını düzenler.
* Perlit infiltrasyonu arttırır, buharlaşmayı azaltır. Sulamada ekonomi sağlar.
* İnorgonik olmasından dolayı yabancı ot tohumu ve hastalık taşımaz.
* Çözünebilir iyonların yok denecek kadar az olması nedeniyle tuzluluk ve alkalilik yönünden herhangi bir sorun yaratmaz.
* Nötr (pH=6,5-7,5) oluşu ve düşük kimyasal tanponluğu ile ortam pH'ını kolayca düzenler.
* Isı İletkenliği düşük olduğundan, bitkinin günlük sıcaklık değişimlerinden zarar görmesini en aza indirger.
* Topraksız tarımda; sterilizasyondan sonra yapısının bozulmaması, üst üste 6 yıl kullanım şansı getirir. Erken ürün almayı sağlar.
* Fide köklerinde zedelenme ve kayıpları önler.
         Perlit sıralanan bu özellikleri ile seralarda toprak düzenleyici olarak, fide harçlarında katkı maddesi olarak ve topraksız tarımda yetiştirme ortamı olarak başarı İle kullanılır.     
         Topraksız Kültürde Perlit Kullanımı

         Giderek yorulan sera topraklarında karşılaşılan sorunları gidermek için son yıllarda topraksız tarım uygulamaları başlamıştır. Pek çok dış ülkede %95'lere varan oranlarda topraksız tarım uygulamaları görülmektedir. Bu uygulamalarda Perlit tek başına kullanılabildiği gibi torf, kum, ağaç, kabuğu gibi diğer harçlar ile de karıştırılabilmektedir.

* Topraksız kültürde Perlit veya perlitli harç. Sera toprağı üzerine serilen siyah bir plastik örtü üzerine 10-15 cm kalınlıkta yayılmakta ve fideler belli aralıklar ile bu yayılan tabaka üzerine dikilmektedir. Dikimi yapılan bitkilerin su ve besin maddesi gereksinimleri besin eriyikleri ile yapılan sulamalar ile karşılanmaktadır.
* Diğer bir uygulama bitkileri; Perlit yada bir başka Perlit 'li karışımla doldurulmuş 5-10 litre hacimli torbalarda yetiştirmektir. Bu yetiştirme şeklide çok kolaydır. Zira üretim; bu torbaları yine toprak üzerine yayılmış siyah plastik örtüler üzerine belli aralıklarla sıralamak ve bitkilerin besin eriyikleriyle su ve besin madde gereksinimlerini karşılamaktan ibarettir.
Topraksız kültürün üstünlüklerini şöyle sıralayabiliriz

*Besin maddelerinin ve suyun dozu daha iyi ayarlanabilmektedir.
*Topraklı tarımda önemli olan ekim nöbeti önemsiz hale gelir.
*Toprak kökenli hastalık ve zararlılar ile yabancı otlardan kaynaklanan sorunlar büyük ölçüde azaltılabilir.
*Sızma ve buharlaşma kayıpları azaltılabildiği için sudan büyük ölçüde ekonomi sağlanır.
*Toprak devre dışı kaldığı için, seralarda büyük İşgücü ve harcama gerektiren toprak işleme, yıkama, dezenfekte etme ve gübreleme işlemlerine gerek kalmaz.
*Tarım alanları, toprağa gerek kalmadığı için. daha yaygınlaştırılabilir.
*Perlit madeni %100 doğa dostu bir madendir.
     TOPRAKLI Kültürde Perlit Kullanımı
         Topraklı kültürde Perlit toprağın gereksinimine göre toprak düzenleyici olarak veya su kayıplarını azaltıcı olarak kullanılır. İyi bir toprak düzenleyicide; yarayışlı su kapasitesi yüksek, baz değişimi ve ısı kapasitesi fazla, tuz miktarı ve ısı geçirgenliği düşük olma koşulları  aranır. Bunların tümü perlitte bulunan özeliklerdir.

* Perlit, ağır ve yapışkan topraklara karıştırıldığında drenaj ve havalanma özelliklerinden dolayı kaymak tabakası oluşmasını, çatlama, göllenme, şişme ve büzülmeyi engeller.
* Toprak düzenleyici olarak SERALARDA kulanılan Perlit toprağa kaba bir yapı kazandırdığı gibi toprağın su tutma gücünü ve besin maddelerinin yarayışlılığını da arttırmaktadır.
         Perlit ile sera toprakları için kimyasal özelliklerinden daha önemli olan fiziksel özelliklerinin İstendiği yönde değişimi mümkündür. Alttan sulama ve damla sulama yapılan seralarda yastıkların üzerine 4-5 cm. kalınlıkta iri taneli Perlit serildiğinde su kullanımı yarı yarıya azaltılabilir.  Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinde yapılan bir araştırmada, sera toprağının üst kısmı 1:4 oranında iri Perlit ile karıştırılmıştır.  Burada yetiştirilen dometeslere 6 defa karık sulaması yapıldığı halde normal sera toprağın da kiler 21 defa sulanmıştır. Görülüyor ki Perlit su kaybı ve iş gücü olarak büyük bir tasarrufa neden olmaktadır.

          Çimlendirme ve Fide Yetiştirme Ortamında Perlit Kullanımı

         Perlit sebze ve çiçek tohumlarının çimlendirilmesi için çok elverişli bir ortamdır. Bu amaçla hazırlanan saksı veya kasalara nemlendirilmiş Perlit doldurulur. Daha sonra iyice ıslatılır. Bu ortama tohumlar alışıla gelenden biraz daha derine ekilir. Tohum ekim yerlerinde fideler kotiledon yaprakları tam açılıp yere paralel bir görünüm alıncaya kadar tutulur. Bu dönemde tohum kendi bünyesindeki besini kullandığından dışarıdan bir besin maddesi ilavesine gerek yoktur.
Fideler bu görünümünde iken şaşırtılmasına özen gösterilir. Zira bu dönemden sonra kazık olan kökte saçaklanmalar başlar. Şaşırtmada gecikme sokum sırasında kök kaybına neden olur. Sökülen fideler genellikle plastik torbalara şaşırtılır.


         Plastik torbalar 1:1 oranında Perlit-Torf karışımından hazırlanan bir harçla doldurulabildiği gibi, yalnızca Perlit İle de doldurulabilir. Perlİt-Torf karışımının 1 m3'üne, torbalara konulmadan önce 600 gr. P2O5, 400 gr. K2O, 300 gr. N, 100 gr. Mg ilave edilir. Saf perlitli torbalardaki fidelerin ise, besin eriyiği ile sulanması koşulu vardır.

         Bu uygulama genellikle sera üretimine yönelik fide yetiştirmek için önerilmektedir. Perlit 'in çimenlendirme ortamı olarak en büyük üstünlüğü fidelerin şaşırtma sırasında hiç zedelenmeden çıkartılması ile kök kayıbının olmamasından kaynaklanır Steril olması ve özelliğini koruması ile yıllarca kullanımı mümkündür. Çimenlendirme ortamı olarak kullanılan Perlit 'in Süper iri olması gerekmektedir.
         Çim Sahalarda ve Toprak Sahalarda Perlit Kullanımı

         Perlit bahçeler, parklar, futbol ve golf alanları ile parkurdaki çim toprakları için eşsiz bir toprak düzenleyicisidir. Dış etkiler ile veya basılma ile sıkışan topraktaki çim zayıflar, hatta yok olur.

* Perlit ile çimlerin ömrü uzadığı gibi, balçıklarıma ve göllenme sorunlarının önüne de geçilebilir.
* Perlit ile çimin yaprak alanı genişlemekte, yaprak ve kök sayısı artmaktadır. Çiğnenen toprak lardaki sıkışma yarı yarıya azaltılmaktadır.
* Çiğnenen ve çiğnenmeyen çimlerde Perlit uygulaması aynıdır: 2,5 cm kalınlığındaki toprağa, 2,5 cm kalınlıkta Perlit karıştırılarak 5 cm kalınlığında karışım elde edilir. Perlit uygulama dan önce ıslatılmalıdır. Karıştırma işleminden sonra çim tohumu ekilir. Üzerine 4-5 kg/m2 yanmış çiftlik gübresi ile olanak varsa 100 gr/m2 toz kireçtaşı serilir.
         Eğer çiftlik gübresi yerine ticari gübre kullanılacak ise 50 gr/m2 % 26'lık amonyum nitrat, 65 gr/m2 %18'lik süper fosfat ve 15 gr/m2 potasyum sülfat karışımı, belirli aralıklar ile uygulanır. Sulama rejiminde bir değişiklik yapılmaz.
* Çim sahalarda standart veya süper iri Perlit kullanılmalıdır.
* Perlit homojen bir şekilde toprağa karıştırılmalı,ilk biçim öncesinde merdane çekilmeli ve kesim makas ile yapılmalıdır.
* TOPRAK SAHALARDA uygulama ise toprağa esneklik sağlaması ve yumuşak bir zemin elde edilmesi amacı ile uygulanmaktadır. Toprak sahada üst zeminin altına uygulanan Perlit ile amaca ulaşılmaktadır. Saha tanziminde tüm sahanın %30'unu Perlit oluşturmaktadır.Ürün Orjinal Paketinden bölünerek gönderilmektedir.Ürün temsilidir.        
         Köklendirme Ortamında Perlit Kullanımı

         Perlit gerek tek başına gerek ise diğer harç materyalleri ile.karıştırılarak çiçek, sebze ve meyve çeliklerinin köklendirilmesinde başarıyla kullanılır.

* Katlamanın yapıldığı kasalar yanlızca perlit ile doldurulmuş ise Öncelikle perlitin nemlendirilmesi ve sür­günlerin nemli perlite sokulmaları, sürekli olarak da perlitin nemli tutulması bu amaç İçin yeterlidir.
* Köklendirme ortamı olarak Perlit , bir organik madde ile 1:1'den 9:1'e değin oranlarda karıştırabilir.
* Ortamda toprağın da bulunması isteniyor İse 5 ölçek perlit, 1 ölçek organik materyal ve bir ölçek de sterilize edilmiş orta bünyeli toprak karışımı tavsiye edilir.
* Katlama ortamının sürekli ve düzenli sulanması, ortamın sıcak ve nemli olması büyük önem taşır.
* Köklendirme ortamı olarak kullanılacak perlitin iri taneli olması ile daha sağlıklı kök elde edilir.
* Perlit ile harika bir köklendirme ortamı elde edilmesinin yanısıra, domates ve hıyar sürgünlerin den elde edilen fideler ile üretim yapılmasıyla çok pahalı olan sebze tohumlarını almaktan bir dönem için de olsa kaçınılarak büyük karlılık sağlamak mümkündür.
         İNGİLTERE’DE BULUNDU, HOLLANDA VE İSRAİL GELİŞTİRDİ

         Topraksız tarım metodu, 1930 yılında İngiltere’de Kaliforniya Üniversitesi’nden Profesör Doktor William Gericke tarafından keşfedildi, Hollanda ve İsrail tarafından ise geliştirildi.
         Toprağın zaman içinde kirlenmesinden dolayı ikinci dünya savaşından sonra başlatılan çalışmalar sonucunda özellikle 90’lar sonrasında Hollanda ve İsrail’de bu üretim modeli ticari hayata da girdi. Türkiye’de ise son 5-6 yıldır şirketler kuruluyor. Türkiye’de topraksız tarım yapan üreticilerin ağırlıklı olarak ihracat yaptığı belirtiliyor. Yaklaşık beş serada da çiçek üretimi var.
         Topraksız tarım, günümüz için yeni bir teknoloji sayılabilir ancak tarihte buna örnekler bulmanın mümkün olduğu belirtiliyor. Çinlilerin pirinç yetiştiriciliği, Eski Mısırlılar’ın milattan yüzlerce yıl önce Nil Nehri’nin sularında topraksız yetiştiricilik yapmaları, topraksız tarım yani hidroponik sistem için tarihten birer örnek olarak gösteriliyor.
         Orta Amerika’da Aztekler’in Tenochtitlan gölünden çıkardıkları göl tabanı tortullarını sallara doldurarak göl üzerinde yüzen bahçeler yaptıkları söyleniyor. Bitki kökleri, çamur ve dalların içerisinden geçerek suyun içerisine uzanıyor ve yüzen adalar oluşuyor. Batmayan bu salların ise pazarlara yüzdürülerek götürüldüğü ve üzerlerinde yetiştirilen sebze ve çiçekler toplanarak, taze olarak satıldığı bu konuyla ilgili söylentiler arasında.

12 Temmuz 2013 Cuma

TARIMSAL DESTEKLEME



Destekleme Adı
Başvuru Başlangıç ZamanıBaşvuru Bitiş ZamanıKalan Süre
Toprak Analizi Desteklemesi 14.05.2012 31.12.2013 son başvuru tarihine172 gün var 
Gübre Desteklemesi 14.05.2013 31.12.2013 son başvuru tarihine172 gün var 
Sertifikalı Tohumluk Üretim Desteklemesi 10.05.2013 31.12.2013 son başvuru tarihine172 gün var 
Mazot Desteklemesi 14.05.2013 31.12.2013 son başvuru tarihine172 gün var 
Yem Bitkisi Desteklemesi 14.05.2013 15.11.2013 son başvuru tarihine126 gün var 
Patates Siğili Desteklemesi 15.05.2013 15.10.2013 son başvuru tarihine95 gün var 
Sertifikali Fidan Desteklemesi 18.05.2013 29.08.2013 son başvuru tarihine48 gün var 
Sertifikalı Tohumluk Kullanım Desteklemesi 10.05.2013 30.06.2013 Başvurular bitmiş 
Balıkçı Gemisini Avcılıktan Çıkaranlara Yapılan Destekleme 29.05.2013 20.09.2013 son başvuru tarihine70 gün var 
Aricilik Desteklemesi 03.06.2013 20.07.2013 son başvuru tarihinegün var 
Ekonomik yatirimlar-Toplu Basinçli sistemleri hibe destegi 01.06.2013 31.07.2013 son başvuru tarihine19 gün var 
Tarım alet ve makine hibe desteği 26.06.2013 21.07.2013 son başvuru tarihinegün var 
Tarımsal yayım ve danışmanlık desteği 14.06.2013 13.07.2013 son başvuru tarihinegün var 

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Meyve Bahçesi Tesisi

Meyve Bahçesi Tesisi
Meyve bahçesi kurulacak yerin seçimi, Toprak yapısı, Döllenme biyolojileri.

Meyve ağaçları dikildikleri plantasyonlarda toprağın tür ve çeşit özelliklerine bağlı olarak çok uzun yıllar muhafaza ederler. Kurulurken yapılacak hatalar, uzun yıllar sonra ortaya çıkacağından, kaybolacak ürün hem üretici hem de milli ekonomi yönünden önemlidir. Bu sebeple bir yerde meyve bahçesi kurarken hataya düşmemek için şu hususları göz önünde bulundurmamız gerekir.
Meyve bahçesi kurulacak yerin seçimi
Meyve türlerinin döllenme biyolojileri
Ekonomik ve kültürel şartlar
Fidanların dikim işlemleri
Dikilecek çeşitler ve anaçlara göre dikim mesafeleri
MEYVE BAHÇESİ KURULACAK YERİN SEÇİMİ
Herhangi bir yere dikilen meyve fidanının tutması, gelişmesi ve meyveye yatması, her yıl muntazam ürün vermesi, çeşit özelliklerini göstermesi ve her yönüyle başarılı bir meyvecilik yapılması için etkili temel faktörler.
a) İklim,
b) Yer ve yöney,
c) Topraktır.
Meyve tür ve çeşitleri, iklim istekleri bakımından oldukça önemli farklar gösterirler. İklim faktörlerine yeterince müdahale yapılmadığı için, yetiştirilecek meyve tür ve çeşitlerini o yerin iklim isteklerine göre tespit etmek gerekir. Meyvecilikte dikkat edilecek iklim özellikleri şunlardır:
1.İlkbaharda meydana gelen geç donların tarihleri,
2.Kış aylarında meydana gelen en düşük sıcaklıklar ve süreleri,
3.Yaz aylarında meydana gelen en yüksek sıcaklıklar,
4.Yıllık sıcaklık ortalaması,
5. Yıllık yağış toplamı ve yağışların mevsimlere göre dağılımı.

Nem
Toprakta Nem: Meyvenin şekil, irilik, kalite ve rengi üzerine etkilidir.
Havada Nem: Düşük ise dişicik tepesindeki sıvının kurumasına sebep olur ve polen tozları çimlenemez. Ayrıca meyvelerde silkmeye sebep olur. Yüksek nispi nem meyvelerde paslanmaya ve mantari hastalıkların yayılmasına sebep olur.
Işık: Bitkilerin hayati faaliyetlerini devam ettirmeleri için güneş ışığında bulunan bütün ışınların bulunması gerekir.

Sis-Dolu-Tipi ve Şiddetli Karlar
Hakim Rüzgarlar ve Korunma: Rüzgarların bilhassa döllenme ve toprağın havalanması yönünden faydaları vardır. Yapılacak rüzgar kıran tesislerinin etki derecesi, bu tesisin yüksekliği ve hava geçirgenliğine bağlıdır.


Yer ve Yöney
Yer: Bazen yerel iklim şartları o derece büyük değişikliklere sebep olur ki, içinde bulundukları ana iklim bölgesinde yetişmeyen meyve tür ve çeşitleri bu yerel iklimde normal olarak yetiştirilebilirler. Topografik bakımdan meyve bahçesi tesisi için en uygun yerler, etraftaki araziden kısmen yüksek ve hava drenajı iyi olan yerlerdir. Soğuk hava yukarıdan aşağıya doğru aktığı için, böyle yerlerde don tehlikesi çok azdır.

Toprak: Toprak meyve ağaçlarının büyümeleri, verimlilikleri, kalitesi ve depolama özellikleri üzerine etkili olan bir faktördür. Genel olarak derin, nemli ve geçirgenliği iyi olan kolay işlenebilir, humusça zengin olan topraklar en uygun bahçe topraklarıdır. Meyve bahçesi kurarken özellikleri yönünden üzerinde durulması gerekli hususlar şunlardır: 

1- Toprak Tipleri
2- Toprak tipleri ve taban toprağının özellikleri
3- Taban suyunun yüksekliği
4- Toprak reaksiyonu (pH) ve tuzluluk
5- Toprak yorgunluğu 

B. MEYVE TÜRLERİNİN DÖLLENME BİYOLOJİLERİ
Birçok meyve tür ve çeşidinde ağaçların ürün verebilmeleri için mutlaka yabancı tozlanmaya ihtiyaç vardır. Meyve ağaçları bol çiçek açtıkları halde çok az meyve bağladıkları, hatta hiç meyve yapamadıklarına dair şikayetlere sık sık rastlanır. Böyle hallerde ilk akla gelecek husus iyi dölleyici çeşit eksikliğidir.
Meyve türlerinden elma, armut, kiraz, erik, badem çeşitlerinde tozlanma problemi vardır. Bazı hallerde fındık, ceviz, kestane ve zeytinlerde de yabancı döllenme ürünü arttırmaktadır. Genel olarak ayva, kayısı, şeftali (J.H. hale hariç) ve nektarinler yabancı tozlanmaya ihtiyaç duymazlar. Kendine kısır çeşitlerle meyve bahçesi kurarken mutlaka dölleyici çeşit dikmek gerekir. Dölleyici çeşit oranı genel olarak 1/9 olmalıdır. Dölleyici çeşit seçerken dikkat edilecek hususlar şunlardır:
Dölleyici ve döllenecek çeşit aynı zamanda çiçek açmalı,
Dölleyici çeşit bol miktarda çiçek tozu meydana getirmeli,
Dölleyici çiçek tozlarının çimlenme gücü yüksek olmalı,
Dölleyici çeşit ticari değerde olmalı,
Dölleyici çeşit periyodisite göstermemeli,
Dölleyici çeşidin, döllenecek çeşitle aynı yaşta çiçeklenmeye başlaması gerekir.


C. EKONOMİK VE KÜLTÜREL ŞARTLAR
Ekonomik şartların başında ulaştırma ve pazar imkanları gelir. Ulaştırma imkanları elverişli olamayan yerlerde bahçe kurarken, kurutmalık ve işlenebilir çeşitlerin seçilmesi gerekir. Pazara yakın yerlerde pazar isteklerine ve ekolojik şartlara göre her türlü meyve yetiştirilebilir. Kültürel şartlarda ise sulama imkanları, gübre ve işçi temini, mücadele ve depolama tekniğini içerir.


D. DİKİLECEK ÇEŞİTLER VE ANAÇLARA GÖRE DİKİM MESAFELERİ
Uygun bir meyve fidanında (uygun bir anaç üzerinde) aranan özellikler şunlardır:
İsmine doğru olması
Uygun anaç üzerine aşılı olması
Fidan bir yaşında olmalı
Çeşidin ve anacın gerektirdiği boyda ve kalınlıkta olmalı
Gövde düzgün ve pişkin, gözler iyi teşekkül etmiş olmalı
Aşı yeri kapanmış olmalı
Bol saçak köklü olmalı ve her yöne dağılmalı
Hastalık ve zararlılardan ari olmalı

E. FİDANLARIN DİKİM İŞLERİ
Bahçe yerlerinin dikime hazırlanması:
Meyve bahçesi kurulacak yer yeni bir arazi, diğer ürünlerin yetiştirildiği bir yer veya eski bir meyve bahçesi olabilir. Böyle yerleri tek tek incelersek ne zaman meyve bahçesi kurulacağını daha iyi anlarız.

Fundalık arazide meyve bahçesi kurmak: Bir yıl sürülerek tarla ekilir. O yıl meyvecilikte kullanılmaz.
Orman açmaları: Meyve bahçesi kurmak için iki yıl tarla bitkileri ekilir, üçüncü yıl meyvecilikte
kullanılır.
Eski meyve bahçeleri: En az 2 yıl tarla bitkilerine ayrılır. Tür değiştirilerek meyvecilik yapmak faydalıdır
Bataklık ve turbalar: Kurutulan arazi iyi drene edilirse, iki yıl tarla bitkilerinden sonra meyvecilik
yapılabilir.
Tarla yerine meyve bahçesi kurma: Toprak hazırlığı yapılır. O yıl meyvecilik yapılabilir.

Çizelge 1. Kullanılacak anaçlara göre meyve fidanlarının ortalama dikim aralıkları (m).

Meyvetürü-----Boduranaç-----Yarıboduranaç-----Kuvvetlianaç
Elma------------1-3-----3-5-----6-10
Armut----------1.5-4-----3-5-----6-7
Ayva-------------X-----3-5-----X
Erik-------------X-----2-3-----5-7
Şeftali----------X-----4-5-----5-6
Kayısı-----------X-----4-5-----6-8
Kiraz------------X-----3-5-----6-8
Vişne------------X-----3-5-----5-6
Badem------------X-----4-5-----6-7
Ceviz------------X-----X-----8-10
Kestane----------X-----X-----7-10
Zeytin-----------X-----X-----6-8

Toprak tesviyesi: Sulama, toprak işleme, gübreleme, mücadele ve hasat işlemlerinin daha kolay yapılabilmesi için, tesviye edilmiş bir bahçeye ihtiyaç vardır. Tesviye edilecek yerin büyüklüğü ve tesviye işinin durumuna göre bel, döner pulluk, tesviye bıçağı veya skrayper ile tesviye yapılır. Böylece arazi istenilen şekle sokulmuş olur.

Bahçenin çevrilmesi: Yeni dikilen fidanların hayvanlardan korumak, arazinin çevresini belirlemek ve rüzgarların etkisini azaltmak için arazi çevirmesi yapılır. Ekonomik durum veya amaca göre kullanılacak malzemeler şunlardır:
1. Dikenli teller,
2. Taş duvarlar,
3. Kuru veya yeşil çitlerdir.

TARIM NEDİR?


TARIM NEDİR? 
Tarımın Tanımı 
Bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, bunların kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, bu ürünlerin uygun koşullarda muhafazası, işlenip değerlendirilmesi ve pazarlanmasına tarım denir.
Tarım iki ana üretim dalından oluşur. 

1.Bitkisel Üretim, insanların temel uğraşlarından olan, gıda, giyim, yapı malzemesi, yakacak ve estetik gereksinimlerini karşıladıkları canlı materyallerdir. 

2.Hayvansal Üretim, insanların yeterli beslenmesi bir yandan da refah artışının sağlanması için yapılan üretim şeklidir.
Tarımsal Kaynaklar
1.Toprak 
Fiziksel ayrışmayla oluşmuş, kimyasal ayrışma ve humuslaşma olayları ile yeni özellikler kazanmış, yer kabuğunun en üstteki canlı tabakasıdır. Toprak, içinde ve üzerinde geniş bir canlı topluluğu barındırmakta, bitkilere besin maddesi sağlamaktadır. Dünyadaki toprakların ancak 1/10’inde üretim yapılabilmektedir. Türkiye’nin arazi varlığının ise yaklaşık %36’sı işlenmekte, %28’i çayır ve mera, %30’u orman ve fundalık olup, geriye kalan %6’lik bölümü diğer araziler içinde yer almaktadır. Ekilebilir arazinin ancak %11’i sulanabilmektedir. Toprak en önemli kaynaklardan birisi olup; tarım dışı amaçlarla kullanılması, ağır metallerle kirlenmesi ve erozyon sonucu oluşan etkilerle kayıplara uğramakta ve verim düşmektedir. Kaybedilen toprakların yeniden kazanılması çok zordur. 1 cm kalınlıktaki toprak ancak birkaç yüzyılda oluşabilmektedir. 
2.Hava 
İnsan ve canlıların yaşaması için hava hayati öneme sahiptir. Hayvanlar, bitkiler ve insanlar havasız yaşayamazlar. Yerküreyi saran gaz kütleye atmosfer denir. Atmosferdeki hava tabakasının kalınlığı 150 km’ dir. Atmosferin bir diğer adı da hava küredir. Bunun sadece 5 km’ si canlıların yaşamasına elverişlidir. Atmosferde bulunan gazların bitkilerin büyüme ve gelişmesine etkileri vardır. Havadaki oksijen (O2) miktarı oldukça stabildir. Karbondioksit ise (CO2) büyük değişmeler gösterir. Bu iki gaz bitkilerin büyümesinde oldukça önemlidir. Tabiî ki hava kirliliğinin de bitki büyümesi üzerinde önemli etkisi vardır. Bahçe bitkileri ve diğer bitkiler hava kirliliğine karşı duyarlıdır. Yeryüzünden uzaklaştıkça hava tabakasının yoğunluğu azalır. Atmosfer, yerkürenin etrafında adeta düzenleyici ve koruyucu bir örtü şeklindedir.
Havada bulunan gazları üç grupta toplayabiliriz: 
  1. <LI class=Yazi>Havada devamlı bulunan ve çoğunlukla miktarları değişmeyen gazlar (azot, oksijen ve diğer asal gazlar) <LI class=Yazi>Havada devamlı bulunan ve miktarları azalıp çoğalan gazlar (karbondioksit, su buharı, ozon)
  2. Havada her zaman bulunmayan gazlar (kirleticiler)
3.Su 
Yeryüzündeki tüm canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için gereklidir. Bitkideki suyun eksikliği hücrelerin bölünmesini ve gelişmesini durdururken, fazla suda, büyüme ve gelişmeyi hızlandırır. Genelde suyun eksikliği bodurluğa, fazlalığı ise boylanmaya neden olur. Hücre protoplazmasının bileşiminde bol miktarda olan su, özellikle genç dokularda ve organizmalarda daha çoktur. Taze meyve ve sebzelerde ağırlıklarının %80-90’u sudur. En az su %70 ile kuru sarımsakta, en fazla ise %95 ile hıyarda bulunmaktadır. Bunu %94 ile kıvırcık salata ile %93 ile domates izler. Küçük miktarlarda çıplak gözle bakıldığında renksizdir. 

4.Güneş

Isı ve ışık veren büyük gök cismidir. Bitkilerin tümü yapraklarında klorofil oluşumu, fotosentezin yapılması, anorganik maddelerin organik maddelere dönüşümü, sürgün, yaprak, çiçek ve meyvelerin normal şekil, irilik ve kalınlıkla oluşabilmeleri, meyvelerde renk oluşumu güneş ışığına bağlıdır. Işık bu olaylarda doğrudan doğruya veya dolaylı olarak etki yapmaktadır. Bitkilerin ışığa olan gereksinimleri, bu enerjinin şiddetine, süresine ve kalitesine göre değişiklik gösterir. Güneş % 70 hidrojen, %20 helyum ve %5 de diğer elementlerden oluşur. Güneş enerjisini yüzeyindeki hidrojen atomlarının helyum atomlarına dönüşmesi sonucu bir patlama olur, bu patlamalardan günde milyonlarca olur bu şekilde güneş enerjisi meydana gelir. Güneş sarı bir cisimdir. Dünyaya sıcaklık ve ışıklık saçar. 
5.Gübre 
İçerisinde bir veya birkaç bitki besin maddesini bir arada bulunduran bileşiklere gübre, kültür topraklarımızın verim gücünü yükseltmek, ürünün nitelik ve niceliğini arttırmak amacıyla bu maddelerin toprağa verilmesi işine de gübreleme denir.
Gübreler yapılarına göre ticari ve işletme gübre olmak üzere 2’ye ayrılır. 

1. İşletme Gübreleri, hayvan gübresi, yeşil gübre, kemik unu, kan tozu, boynuz ve tırnak tozu gibi çeşitleri var. Fakat en çok hayvan gübresi kullanılır. 

a. Ahır Gübresi, ahır hayvanlarının ve katı dışkıları ile yataklıklarının artıklarından oluşan karışımdır. Bitki gelişimi için gerekli besin maddelerini sağlar. Aynı zamanda toprağın yapısını tarıma uygun hale getirir. Toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliğini düzenler. 
b. Yeşil gübre, baklagil cinsi bitkilerinden seçilir. Baklagiller havanın azotundan yararlanarak, köklerinde azot depolayan ve toprağın azotça zenginleşmesini sağlayan bitkilerdir. 


2. Ticari Gübreler, gübreler içinde en sıklıkla kullanılan tür ticaret gübreleridir. Gübre bayilerinde satılan ticaret gübreleri, bileşimlerinde bir veya birden fazla bitki besin maddesini bir arada bulundurur. İşletme gübrelerinden farklı olarak yüksek miktarda bitki besin maddesi içerir ve suda kolayca çözünür. Çeşitleri, Azotlu, Fosforlu, Potasyumlu, Kompoze gübreler olmak üzere 4 ana gruba ayrılır. 

Bitkiler ihtiyaç duydukları besin maddelerinin büyük bir bölümünü toprakaltı organları olan kökleri ile bir bölümünü de toprak üstü organları olan yaprak, dal ve gövdeleri ile alırlar. Gübre; tarımın dayanağı ve tarımsal üretimin en önemli girdileridir. Bu yüzden gübre ile ilgili özdeyişlerimiz vardır. Bunlar; “Gübresiz ağaç, avucunu havaya aç”, “Gübreyi kel başa sür, sonucunu sen de gör”.
6.Tohum 

Tohum, döllenmeden sonra tohum taslağının gelişmesiyle meydana gelir. Bir tohumda dıştan içe doğru tohum kabuğu(testa), besin dokusu(endosperm), embriyo ve olmak üzere üç kısım bulunur. Bunlardan en önemlisi embriyodur. 
Embriyo: Döllenmeden sonra yumurta hücresi bir selüloz çeper oluşturarak oospor olur. Oospor iki hücreye bölünür alttaki hücre suspensor diye adlandırılır. Suspensor besin maddesini emerek beslenir ve embriyoya dönüşür. Üstteki hücrede bölünerek gelişir ve kökçük, gövdecik ve çenek yapraklar olarak farklılaşır. Tohumun canlı olan kısmıdır.

EKOLOJİK TARIM SÖZLÜĞÜ

Ekolojik Tarım: üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir. Ekolojik tarımın amacı; toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumaktır. Tüm bu olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması amacıyla kimyasal gübre ve tarımsal savaş ilaçlarının hiç ya da mümkün olduğu kadar az kullanılması, bunların yerini aynı görevi yapan organik gübre ve biyolojik savaş yöntemlerinin alması temeline dayanan Ekolojik Tarım Sistemi geliştirilmiştir. FAO ve Avrupa Birliği tarafından konvansiyonel tarıma alternatif olarak da kabul edilen bu üretim şekli değişik ülkelerde farklı isimlerle anılmaktadır. Almanca ve Kuzey Avrupa dillerinde “Ekolojik Tarım”, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca’da “Biyolojik Tarım”, İngilizce’de “Organik Tarım” Türkiye’de ise "Ekolojik veya Organik Tarım" eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

 

Uluslararası Ekolojik Tarım Hareketleri Federasyonu (IFAOM):
 1972 yılında kurulan IFOAM (International Federation of Organic Agriculture Movements) Uluslar arası Organik tarım Hareketleri Federasyonu'nun organizasyonu altında toplanmışlardır.IFOAM'in kuruluşunun temel felsefesi organik tarım hareketinin ihtiyaç duyduğu hizmetlerin uluslar arası tek bir organizasyon altında birleşmesinde yatmakla birlikte, yenilemeyen doğal kaynakların kullanımını minimuma indiren gıda üretim metotlarının kullanılması yoluyla organik tarımı geliştirmektir. IFOAM, tüm dünyada ekolojik üretime ilişkin kuralları ilk olarak tanımlayan ve yazıya döken kuruluştur.

Sözleşmeli Üretim: Ülkemizde üretilen ekolojik ürünler büyük ölçüde yurt dışı pazarlara gönderildiğinden ekolojik ürün üretim miktarı ve çeşitliliği yurt dışından gelen talepler doğrultusunda şekillenmektedir. İhracat organizasyonunun gerekliliğinden dolayı üretimler organizasyon kuruluşları tarafından sözleşmeli olarak çiftçilere yaptırılmaktadır. Sözleşmeli tarım üreticilere fiyat ve satış garantisi getirerek avantaj sağlamaktadır. Yapılan sözleşmede taraflar üretim ile ilgili koşulları, fiyat ve varsa prim miktarını açıklayarak mahkemeye başvurma hakkı saklı olmak koşulu ili kanuni güvence altına alınmaktadır.

Sertifikalı Ürün: Ekimden hasada kadar geçen sürede, sertifika vermeye yetkili bağımsız bir kuruluşça, önceden sıkı bir şekilde tespit edilmiş üniform standardlara göre kontrol altında üretimi sağlanmış ürün demektir.

 

Konvansiyonel Tarım Metodu: Organik tarım metodu dışındaki tüm geleneksel metotlardır.

 

Toksite: Kimyasal maddelerin vücutta zarar verebilme potansiyeli diye tanımlanabilir.

 

Toksik Madde: Canlı organizmaya (insan ve sıcak kanlı hayvanlara) ağız, solunum, deri ve enfeksiyon yolu ile girdiğinde normal fizyolojik ve biyokimyasal mekanizmaları bozan veya fazla miktarda canlının ölümüne sebep olan kimyasal maddelerdir.

 

Kalıntı (Rezidü-Bakiye) :
 Kullanılan ilacın belirli süre sonra kullanıldığı yüzeyde (ortamda) kalan miktarıdır. Özellikle insan ve çevre sağlığı bakımından önemli olup, ppm ile ifade edilir.

 

Biyoteknik Mücadele: Ormanlarda bilhassa kabuk böceklerine karşı kullanılan bir metottur. Bu mücadelede FEROMON denilen karşı cinsin kokusunu yayan düzeneklerle böceğin erkek veya dişisinin bir yere çekilerek imhası sağlanır ve dolayısıyla böceğin üremesi kontrol altına alınır. Feromonlar ülkemizde üretilmediği ve pahalı olduğu için çok bilinçli kullanılması gerekir.

 

Biyolojik İnsektisitler İle Mücadele: Tabiatta böceklerin hastalanmasına ve ölümlerine sebep olan birçok bakteri, mantar, virüs ve mikroorganizma mevcuttur. Bu mücadelede bu canlılardan yararlanılır. Zararlı böcek dışında diğer canlılara ve bitkilere zararı olmadığı için tercih edilmesi gereken doğayı koruyucu bir metottur.

 

Predatörler: Zararlı böcekleri yiyenler.

 

Parazitoidler: Zararlı böceklerin yumurtasına zarar verenler.

 

Patojenler: Zararlı böcekleri hastalandırarak zarar verenler.

 

Organik Madde: Toprak içinde bulunan bitki ve hayvan kalıntılarıdır.

 

Organik Gübre: Başta ahır gübresi olmak üzere fekaller (insan gübresi), kompostlar (bitki ve hayvan kalıntılarının bir çukurda çürütülmesi), yeşil gübreler (genellikle baklagil bitkilerin yeşil iken toprağa gömülmesi), şehir artıkları (çöp gübresi), guano (yarasa gübresi), güvercin ve tavuk gübresi, kan, deri, boynuz ve tırnak tozları vb. gübrelerdir.

 

Hormon: Bitkilerdeki büyüme ve gelişme olaylarını yönlendiren, çok düşük yoğunluklarda dahi etkili olabilen ve bitkilerde sentezlenerek taşınabilen organik maddelerdir. 'Büyüme düzenleyici maddeler' olarak da adlandırılmaktadır.

 

Organik Tarım: Organik Tarım (Biyolojik, Ekolojik Tarım): Tarımsal üretimin insana ve çevreye zarar vermeden gerçekleştirildiği, ekolojik sistemde sentetik kimyasallar ve bu kimyasalların hatalı uygulamaları sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik bir tarım yöntemidir. Organik tarım bir “alternatif tarım” yöntemi değildir. Geleneksel tarımın, günümüz teknoloji ve koşullarında uygulanmasıdır. Konvansiyonel tarım ise “sentetik kimyasal tarım” olarak ifade edilmelidir. Sürdürülebilir, IPM, alternatif, iyileştirilmiş tarım yöntemleri organik tarım olarak değerlendirilemez. Bu tarım yöntemlerinde sentetik kimyasalların kullanımı kontrol altına alınırken organik tarımda sentetik kimyasal girdiler kullanılmamaktadır.

 

Gelişimi: Avrupa’da 1910 ‘larda uygulanmaya başlamış, kontrollü üretim ise 1930’lu yıllarda yaygınlaşmıştır. Danimarka, İngiltere ve İsviçre Avrupa’da biyolojik tarımın temellerini atan ülkeler olmuşlardır. 1970’li yıllarda ticari anlamda önem arz etmeye başlamıştır. 1972 yılında Almanya’da “Uluslararası Ekolojik Tarım Hareketleri Federasyonu’nun (IFOAM)” kurulması ile daha düzenli hale gelmiştir. IFOAM (International Federation of Organic Agriculture Movements)’ ın temel fonksiyonu, dünyada organik tarımla ilgili bilgi ağının koordinasyonu olarak tanımlanabilir. Avrupa orjinli firmaların talepleri doğrultusunda 1984-85 yıllarında ülkemizde organik tarım başlamıştır. 1992 yılında “Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO)” kurulmuştur. Avrupa Birliği, ilk organik ürün yönetmeliğini 24 Haziran 1991 tarihinde yayımlamıştır. Bu yönetmelik yanızca bitkisel ürünleri kapsamaktadır. Daha sonra hayvansal üretimi de içine alan “Organik tarım Yönetmeliği” 24 Ağustos 2000 tarihinde yayımlanmıştır. Ülkemizde “Bitkisel ve Hayvansal Tarım Ürünlerinin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik” 18 Aralık 1994 tarihinde ve “Organik Tarımın Esasları ve Uygulamasına İlişkin Yönetmelik” de 11 Temmuz 2002 tarihinde yayımlanarak yürürlüğü girmiştir. Bölgelere göre incelendiğinde Ege yüzde39, Akdeniz yüzde 24, İç Anadolu ise yüzde11 üretim oranlarına sahiptir. Çiftçi sayısı dağılımda Ege 6.123, Karadeniz 2.800, İç Anadolu 2.017; üretim alanlarında Ege 42.500 ha, İç Anadolu 34.000 ha ve toplam üretim dağılımında ise Ege 80.400 ton, Marmara 79.600 ton ve Güney Doğu Anadolu 43.500 ton değerleri ile karşımıza çıkmaktadır. Dünyada üzerinde 120 ülkede 17.2 milyon ha alanda organik üretim yapılmaktadır. Avustralya 7.7 milyon ha, Arjantin 2.8 milyon ha ve İtalya 1 milyon ha alan ile önde gelen ülkelerdir. Avrupa’da toplam üretim alanı 3.8 milyon ha ve organik tarım toplam tarım alanın yüzde2.8 ine tekabül etmektedir.

 

Neden Organik Tarım: Sağlıklı ve uzun yaşam doğal gıdaların tüketilmesiyle mümkündür. Konvansiyonel (Organik tarım metodu dışındaki tüm geleneksel metotlar) tarım sayesinde dünya gıda üretimi bir miktar artmakta ancak toprak-su ve atmosfer oldukça hızlı kirlenmekte ve sonuçta insan yaşamı olumsuz etkilenmektedir. Bu şekilde giderse toprak daha ne kadar insanlığa hizmet verebilir? Hiç kuşkusuz bu süre, sanılandan çok daha kısa olacaktır. Her geçen gün hızla tükenen dünyamızda doğal kaynakların dengeli kullanımını ve uzun vadede ekonomik gelişimini hedefleyen yeni bir tarımsal anlayış modelinin uygulamaya konulması gerekmektedir. Bu gereklilikten ötürü “Organik Tarım” kaçınılmazdır.

 

Gelişmiş ülkelerdeki Pazar fırsatları, gelişmekte olan ülkeleri organik tarıma yöneltmektedir. Organik tarım ürünleri, diğer konvansiyonel tarım ürünlerine göre, ortalama 4 katı fiyatla alıcı bulabilmektedir.

 

Dünya Ticaretine Konu Olan Organik Tarım Ürünleri:
 Yaş meyve-sebzeler, çorbalar, dondurulmuş gıdalar, su ürünleri, şeker ve şekerli ürünler, bebek gıdaları, diyet ürünleri, gıda katkı maddeleri, soslar, kuru ve sert kabuklu meyveler, bakliyat, baharatlar, tıbbi ıtri bitkiler, yağlar, et ürünleri, bal, peynir, un ve unlu mamuller ve bira, şarap, meyve suları, kahve, çay gibi alkollü ve alkolsüz içecekler sayılabilir.

 

Organik Besin:
 Ürün yetiştirmede kimyasal savaş yerine biyolojik savaş (Kültür bitkilerinde zararlılar ve yabancı otlar aleyhine yaşayan organizmaları kullanmak suretiyle zararlı populasyonu ekonomik zarar eşiği altında tutmak amacıyla yapılan çalışmalardır. Predatör: Zararlı böcekleri yiyenler. Parazitoid: Zararlı böceklerin yumurtasını yiyenler. Patojen: Zararlı böcekleri hastalandıranlar.); suni gübre yerine organik gübre (fekaller-insan gübresi, kompost-bitki ve hayvan kalıntılarının çürütülmesi, yeşil gübreler-genelliklebaklagil bitkilerinin yeşilken toprağa gömülmesi, şehir artıkları-çöp gübresi, guano-yarasa gübresi, güvercin ve tavuk gübresi, kan, deri, boynuz ve tırnak tozları vb.) kullanılması, hormon (büyüme ve gelişme olaylarını yönlendiren, çok düşük yoğunlukta bile etkili olabilen ve bitkilerde sentezlenerek taşınabilen maddelerdir), sentetik koruyucu ve katkı maddesi içermeyen ürünlerdir.